Görüntüleme (gezinme ile): 7 -- Görüntüleme (arama ile): 3 -- IP: 216.73.216.82 -- Ziyaretçi Sayısı:

Özgün Başlık
İki Savaş Arası Dönemde Türkiye ve Romanya’nın Ulus-Devlet Yapılanmaları ve Bölgesel Yansımaları

Yazarlar
Berk Emek

Dergi Adı
Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi - CTAD

Cilt
Bahar 2022, Sayı 35, ss. 267-298

Anahtar Kelimeler
Ulus-Devlet ; İki Savaş Arası Dönem ; Romanya ; Türkiye ; Transilvanya ; Doğu Anadolu

Özet
Bu makalede, Türkiye ve Romanya’da iki savaş arası dönem boyunca uygulanan devlet inşası politikaları ve buna etki eden güvenlik temelli risk algısının iç politikaya olan etkisi tartışılmıştır. Her iki ülkede de ulus-devlet yapısının kurulması ve sağlamlaştırılması doğrultusunda ekonomik, siyasi ve toplumsal alanlarda ortaya çıkan millileştirme siyaseti karşılaştırmalı bir perspektiften değerlendirilmiştir. Belirtilen dönemde Türkiye ve Romanya bölgesel ve uluslararası barışı esas almıştır. Ancak, ulus-devletin kurulması ve sınır güvenliğinin kritik olduğu bir süreçte farklı etnik gruplara mensup toplulukların merkezi idareyle olan ilişkileri genellikle güvenlik endişesine bağlı olarak değişim göstermiştir. İki savaş arası dönem üzerine literatürde uluslaşan devlet kategorisinde ele alınan Türkiye ve Romanya, bölgesel riskler doğrultusunda merkezileşme siyasetini temel almış, Doğu Anadolu ve Transilvanya gibi çok etnikli sınır bölgelerinde devlet otoritesini sağlamlaştırma yönünde çalışmıştır. Makale üç alt başlık altında toplanmıştır. İlk bölümde, uluslaşan devlet kavramı açıklanarak Türkiye ve Romanya’nın bu terim dâhilinde değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci kısımda, zamanla yükselen revizyonizmin Avrupa’da yarattığı tehdit, karşı önlemler ve Milletler Cemiyeti’nin rolü ele alınmıştır. Üçüncü olarak ise Doğu Anadolu ve Transilvanya bölgelerinin analizinden yola çıkılarak güvenlik risklerinin Türkiye ve Romanya’da devlet politikalarına ne ölçüde yansıdığı ve sonuçları tartışılmıştır. Türkiye, Romanya ve İngiltere’deki arşivlerden yararlanılan makalede, revizyonist hedefler ve siyasi problemlerle bağlantılı güvenlik risklerinin Türkiye ve Romanya’nın merkezileşme çabalarını arttırdığı ve resmi devlet politikalarını güvenlik ekseninde şekillendirdiği ortaya konulmuştur

Başlık (Yabancı Dil)
Nation-State Structures of Turkey and Romania in Interwar Period and Their Regional Reflections

Anahtar Kelimeler (Yabancı Dil)
Nation-state ; Interwar Period ; Romania ; Turkey ; Transylvania ; Eastern Anatolia

Özet (Yabancı Dil)
This article discusses the state-building policies during interwar period in Turkey and Romania and the impact of the security-based risk perception on domestic policy. The nationalizing politics that emerged in the economical, political and social fields in line with the establishment and consolidation of the nation-state structure in both countries is evaluated from a comparative perspective. Turkey and Romania aimed at promoting regional and international peace during the given period. However, in a process where nation-states were established and security of the borders was sensitive, the relations between groups living in multi-ethnic regions and the central administration changed generally on the basis of the security concerns. Turkey and Romania, which are treated in the nationalising state category in the literature on interwar period, have followed the politics of centralization in line with regional risks and worked to strengthen the state authority in the multi-ethnic borderlands, namely Eastern Anatolia and Transylvania. The article is composed of three parts. In the first section, the concept of nationalizing state is explained, and Turkey and Romania are evaluated within this term. In the second part, the threat posed by the rising revisionism in Europe, the measures developed in return, and the role of Berk EMEK, İki Savaş Arası Dönemde Türkiye ve Romanya’nın… 269 Giriş Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda tarihe karışan imparatorlukların topraklarında ulus-devletlerin yer aldığı yeni bir düzen oluşmuştur. Değişen demografik yapılar ve bölgesel anlaşmazlıklar yeni sınırlar dahilinde azınlık problemlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Uluslararası bağlamda üzerinde uzlaşmaya varılmış net bir azınlık tanımı bulunmamaktadır. Paris Barış Konferansı’nda azınlık tanımı yapılırken ırk, din ve dil kriterleri referans alınırken, iki savaş arası dönem boyunca Milletler Cemiyeti dava raporlarında yer alan çeşitli tanımlar tüm azınlıkları kapsayacak yeterlilikte olmamıştır.1 Paris’te imzalanan barış antlaşmaları, kalabalık azınlık topluluklarını içeren üniter devletlerden oluşan yeni bir düzene yol açarken, mağlup devletlere dayattığı şartlar ve toprak kayıplarının doğurduğu öfke, ilerleyen süreçte sınırların sorgulanmasına yol açmıştır. Tarihçi Zara Steiner’in belirttiği üzere Orta ve Doğu Avrupa’da kurulan merkeziyetçi ulus-devletler sahip oldukları azınlık nüfusa karşı şüpheci ve hasmane bir tutum takınmış ve bu durumun sebep olduğu gerginlikler barış ortamına darbe vurmuştur.2 Revizyonist ve faşist eğilimler özellikle 1930’lu yıllarda etkisini arttırırken birçok ülkede de güvenlik endişesi hâkim olmaya başlamıştır. Balkanlar’da ortak bir güvenlik kaygısı içinde olan Türkiye ve Romanya, iki savaş arası dönemde başta İtalya olmak üzere barışı ve yeni uluslararası düzeni tehdit eden devletlere karşı ikili antlaşmalara veya bölgesel ortaklıklara önem vermişlerdir. Her iki devlet de yayılmacı ve eski sınırlara dönülmesini hedef alan 1 Jennifer Jackson Preece, National Minorities and the European Nation-states System, Oxford University Press, Oxford, 1998, s. 14-15. Azınlık sorunlarına dair tartışmalı bir sınır bölgesi örneği için bk. Emre Saral, “Voyvodina Meselesi Üzerine Güncel Bir İnceleme I, ” Karadeniz Araştırmaları Dergisi, Sayı 3, 2004, s. 128-138. 2 Zara Steiner, The Lights that Failed : European International History 1919-1933, Oxford University Press, Oxford, 2005, s. 603. the League of Nations are discussed. Last but not least, based on the analysis of Eastern Anatolia and Transylvania regions, it is discussed to what extent security risks were reflected in state policies in Turkey and Romania together with their results. Based on archives in Turkey, Romania, and the United Kingdom, it is revealed that revisionist targets as well as security risks related to political problems increased the centralization efforts of Turkey and Romania and shaped their official state policies on the axis of security